Haliç’in merkezi konumundaki Eyüpsultan artık Türkiye’nin dini merkezi olmak kadar sanayinin de merkezi olmaya doğru yol alıyordu… 1939’da uygulamaya konan Prost Planı ile sanayiye açılan Haliç’te kurulan çok sayıdaki fabrika giderek önemli sorunlara yol açtı.Fabrikalar, kanalizasyon, tersane ve doklar ile öteki işyerlerinin atıklarıyla dolan ve kirlenerek doğal ortamı bozulan Haliç, zamanla pis kokulu bir bataklığa dönüştü.Doğal ve tarihi bütün özelliğini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı… Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Eyüpsultan kesintisiz biçimde dini ziyaret merkezi olma özelliğini sürdürdü…Hatta geniş kitlelerin Eyüpsultan ile olan dini bağlantısı nitel olan nicel olarak ta arttı… Bu dini ilgideki yükseliş, Haliç’in dolayısıyla Eyüpsultanın ve genel anlamda İstanbul’un uluslar arası misyonuna yakışır bir biçime dönüştürülmesi gibi bir büyük ihtiyacı da gündeme getirdi.
NÜFUS VE YERLEŞİM DESENİ
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Balkan göçmenlerinin yerleştirildiği, 1960 sonrasında da Trakya ile Anadolu’nun çeşitli yörelerinden gelenlerle nüfusu hızla artan Eyüpsultan çevresi, Haliç’teki sanayileşmeyle,birlikte ur gibi büyümeye başlamıştı.
Adı üstünde, önceleri kırsal bir yerleşme alanı olan Alibeyköy, belediye sınırları dışındaydı.Bu köy, sınırlarındaki arazi fiyatlarının ucuzluğu nedeni ile gelişmekte olan sanayinin Alibeyköy’e akın etmesi Haliç’in yanı sıra bu bölgede kuzye ve batıya doğru sanayinin yayılmasını sağladı.Ayrıca sanayinin gelişmesi,çevrede ucuz iş gücü kaynağı olan gece konduları: gece kondular da yeni sanayi kuruluşlarını bölgeye çağırdı…Kendisi için gerekli iş gücünü çevrede bulan sanayi, plansız olarak bölgede yayıldı.
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.